DATÇA/PALAMUTBÜKÜ

DATÇA

İşte sizlere müthiş tatil geçireceğiniz türkiyede bir cennet datça’da gezilecek yerler sizlerle

Datça’ya gelen kişiler çoğunlukla denizden yararlanmak amacıyla gelirler , bu arada denizden kalan zamanlarında Datça’nın ilginç yerlerini gezenler de vardır. Günübirlik turlarla gelenler veya sadece gezmek görmek amacıyla gelenler de oluyor. Deniz ve güneş için gelenlerin bir çoğu akşam yemeklerini yedikten sonra Limana inerek çay bahçelerinde otururlar, bir kısmı turlayarak evlerine giderler.Bazı tatilciler yarımadanın uç kısımlarındaki koylara giderek hem denizden yararlanırlar hem de değişik yerlerini görmüş olurlar. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip, köklü bir tarihin üzerinde yükselen muhteşem güzellikler.Datça, tüm yarımadaya yayılmış doğa harikası güzellikleri ile gezilecek ve görülecek pek yer sunuyor tatilcilere. Datça tatiliniz sırasında mutlaka gezmenizi tavsiye ettiğimiz yerleri aşağıda bulabilirsiniz.

Koylar ve Bükler

Datça, doğa ile iç içe, dünyaca ünlü ve bakir kalmayı başarmış koylara ve büklere sahip. Palamutbükü, Hayıtbükü, Kızılbük, Ovabükü, Bencik Koyu, Kargı Koyu, Kızılağaç Koyu, Damlacık Koyu, İskandil Koyu bunların başında geliyor. Bu muhteşem güzelliğe sahip yerleri gezmeden Datça’dan dönmeyin.

Plajlar

Datça ve çevresinde yaklaşık 15 km uzunluğunda, çoğu Mavi Bayraklı plajlar var. Kumluk Plajı, Azganlı Plajı, Taşlık Plajı ve Perili Köşk Plajı Datça’da denizin ve güneşin tadını çıkarabileceğiniz başlıca plajlar arasında.

Knidos Antik Kenti

Datça tarihi çok eskileri dayanıyor. Datça’da M.Ö. 2000’li yıllara ait kalıntılar var. Datça Yarımadası’nda yaşayan ilk topluluk Karyalılar ve en parlak dönemini yaşayan Dorlar. Zaten şu an antik kent olan Knidos’ta Dorlar zamanında kurulmuş. Tekne turlarının hemen tamamı buraya gezi düzenliyor.
Knidos Antik Kenti’nde görülmeye değer çokça kalıntı var.

Ünlü matematisyen, filozof Eudoxus, en iyi Çıplak Afrodit Heykeli’ni yapan heykeltıraş olarak kabul edilen Praxiteles, Skopas, Bryaxis, Mısır’da bulunan Alexandria Feneri’nin mimarı Sostrates, Knidos şehrinde yaşamış. Afrodit heykelinin kaidesi, 8.000 kişilik antik tiyatro, güneş saati, Demeter Mabedi, vaktinde 80.000 nüfusun yaşadığı Knidos Antik Kenti’nde yer alan kalıntılar arasında.
Yaklaşık 4 bin yıllık bir tarihe sahip olan ve Datça Yarımadası’nın en önemli antik yerleşimlerinden olan Knidos Antik Kenti’ne Datça merkezden hareket eden tekneler ile ulaşabilirsiniz. Günübirlik turlar düzenleyen bu gezi teknelerinin hemen hepsi Knidos’a uğruyorlar. Antik kente aynı zamanda merkezden hareket eden dolmuşlarla da ulaşabilirsiniz.

Datça Apollon Tapınağı

Knidos Antik Kenti yakınlarında bulunan Datça Apollon Tapınağı da geziniz sırasında görebileceğiniz antik eserlerden bir tanesi.Datça, Türkiye’nin yaz turizminde önemli noktalarından biridir. Datça otellerinin birinde konaklayıp güzel bir tatil geçirmek istiyorsanız, bölgenin tarihi eserlerini de ziyaret etmenizi öneririz.
Datça’da sürekli olarak kazı çalışmaları yapılmaktadır. Yakın bir zamanda Datça’da bir Apollon Tapınağı ortaya çıkarılmıştır. Knidos Antik Kenti çevresinde bulunan Datça Apollon Tapınağı’nın yanı sıra birçok arkeolojik eserler de gün yüzüne çıkarılmıştır. Emecik Köyü’nden çıkarılan eserler şu anda Marmaris Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Palamutbükü

Badem ağaçları arasında alımlı bir kız gibi büyülü duran bir koydur Palamutbükü… Datça Yarımadası’nın en bakir, en muhteşem noktalarından biridir. Koy boyunca pek çok işletme, konaklama tesisi, yazlık evler bulunur; fakat burada yaşayanlar ve buraya tatile gelenler öyle sahiplenmişlerdir ki Palamutbükü’nü, o sessizlik ve huzurdan hiçbir şey eksilmez.Palamutbükü, Datça Merkez’e 25 km uzaklıkta yer alıyor. Datça’dan yola çıkıp, iki yanı yemyeşil keyifli bir yoldan Palamutbükü’ne ulaşıyorsunuz. Masmavi denizi ve badem ağaçları ile karşılıyor sizi bu muhteşem güzellikteki koy.Palamutbükü’nün 2 km uzunluğa sahip kum ve çakıl karışımı kumsalı var. Deniz çok temiz; 25 metre netliğe sahip. Dolayısıyla zıpkınla balık avcılığına çok uygun. Açığında küçük bir de adanın bulunduğu Datça Palamutbükü’nde yat ve tekne barınağı da bulununuyor. Koyun biraz açığında, içinde yerleşim olmayan küçük bir ada bulunuyor. Kendine güvenenler yüzerek bu adaya gidebilir.Yaz aylarında Palamutbükü sahilleri kalabalık olsa da kendinize mutlaka keyifli bir yer bulmanız mümkün. Denize girmek için en ideal saatler arasında sabahın erken vakitleri ile akşamüstleri ayrı bir yer tutuyor. Günün her saati gözünüze başka bir güzellikte gözükecek manzaralar sunar Palamutbükü koyu. Burada her daim süren şey huzur ve dinginliktir.Datça Palamutbükü’nde deniz ürünlerinin ve balığın sofralarda çok özel bir yeri var. Sahil boyunca sıralanmış olan sevimli mekanlarda her zaman taze balık var ve fiyatlar makul. Ege ve Akdeniz mutfaklarının en özel mezeleri de bu eşsiz lezzetlere eşilk ediyorlar.

Sinema ve sanat dünyasının pek çok ünlü simasını da ağırlayan Datça Palamutbükü’nde, her ünlünün neredeyse bir evi bulunuyor. Özellikle de yaz aylarında gelip dinlenebildikleri yegâne koylardan birisi Palamutbükü. Yöre halkı ile iç içe olan sanatçılar, koyun birer parçası haline gelmişler.
Palamutbükü kendine has güzelliklerin yanı sıra Kızılbük, Hayıtbükü ve Ovabükü gibi muhteşem koylara da komşu, bu dünyaca ünlü koyların da güzellikleri ile çevrili.
Palamutbükü’nde bulunan konaklama tesislerinin ve otellerin tamamını burada yaşayan yerli halk işletiyor. Genellikle apart otel, pansiyon, butik otel konseptine sahip olan Palamutbükü otellerinin ortak noktası ise evinizin sıcaklığını ve rahatlığını bulabilecek olmanız.
Yaz aylarında Palamutbükü’nde bulunan konaklama tesisleri neredeyse tamamen doluyor. Bu nedenle bir an önce rezervasyon yaptırıp yerinizi ayırmanızda fayda var. Böylece Palamutbükü’nde eşsiz güzellikte bir tatilin de ilk adımını atmış olacaksınız.

Hayıtbükü

Yüzyıllardır insanların hayranlığını kazanan bu bölge, denizle bütünleşen yemyeşil doğasıyla haklı bir üne sahiptir. Dağların ve şelalelerin arasından kıvrılarak eşsiz bir güzellik eşliğinde seyredersiniz Datça’yı ve Hayıtbükü’nü. Tarihinden bahsedecek olursak, dönemin en önemli liman kentlerinden biri olan Knidos’un tarihi ve kültürel zenginliği üzerine kurulmuştur bu bölge. Dorlar, Persler, Romalılar, Atinalılar, Germiyanoğulları ve Osmanlı İmparatorluğu tarihi biriktirmiştir bu güzel bölgede.
Anadolu’nun güneybatısında, Gökova ve Hisarönü körfezleri arasında yer alan Datça, birbirinden eşsiz ve güzel koyları, plajları, berrak denizi, el değmeden korunmuş doğası, bol oksijeni ve düşük nemiyle her daim tercih sebebi olmuştur tatilcilerce. Bölgenin temiz havasının insanları iyileştirdiğini rivayet olunmakla birlikte, kalp, dolaşım, sinir ve romatizma hastalıklarına da iyi geldiği bilinmektedir.
Ege ve Akdeniz kıyılarının inanılmaz güzellikteki koyları ve körfezleri günümüzde mavi yolculukların en çok tercih edilen bölgeleri olmaktadır. Bu eşsiz güzellikleri bir arada bulacağınız Hayıtbükü bölgesi de, sizlere sakin ve huzurlu bir tatil fırsatı sunuyor. Denizin ve masmavi bir gökyüzünün arasında mavilikler içinde yolculuk ettiğinizde neden mavi yolculuk dendiğini anlayacaksınız Hayıtbükü’nde…
Hava sıcaklığının yazın 35 derecelere varmasına rağmen, bunaltıcı bir atmosfer hissedilmez, düşük nem sayesinde akise huzurlu ve temiz bir havayı hissedersiniz bu bölgede. Dünyada oksijene en yüksek miktarda sahip olan bölgelerden ikincisidir bu bölge; tertemiz havasıyla sizlere cennetten bir köşede yer alma hissini yaşatır adeta.Ulaşımın da çok kolay olduğu bu bölge, Marmaris’ten 67km uzaklıkta yer almaktadır.

Kızılbük

Deniz her zaman çok temizdir ve bütün senenin stresini üzerinizden atmak için birebirdir. Kızıkbük’ün adı, güneş batarken yanındaki tepenin kırmızı rengi almasından geliyor.Koy turizme açılmadan önce balıkçılık ve seracılık yapılıyormuş. Şu anda da organik tarım yapılmakta. Koydaki bitki çeşitliliği hemen dikkati çekiyor, Datça’nın diğer yerinde göremeyeceğiniz büyüklükte palmiye ağaçlarını burada bulmak mümkün.Koyda aynı zamanda çadır turizmi de yapılabiliyor. Koyun solunda kalan tepedeki 20 sene önce askerler tarafından terkedilmiş gözetleme kulesi de bölgeye gelenlerin merakını uyandırıyor.Gün batımında eşsiz manzara eşliğinde taze balık ve bahçeden toplanmış sebzeler ve yine bahçeden toplanan sebzelerden yapılan mezeler ve rakı ziyaretçilerin vazgeçemediği şeylerden.

Ovabükü

Datça Ovabükü’ne tatil yapmaya gelenlerin mevsimi kuşkusuz ki diğer tatil beldelerinde de olduğu gibi yaz mevsimidir. Oysa gidip de Datça’da yaşayan, bu beldeyi az çok bilen birine sorduğunuzda, size Datça’nın en güzel zamanının ağustos ayından sonra olduğunu söyleyeceklerdir.
Datça Ovabükü’nün kıymetini bilenlere göre, burada bir yaz biter, başka bir yaz başlar. Şubat sonunda çiçek aşmış badem ağaçlarının görüntüsünü veren Datça Ovabükü, yarımadanın gizlenmiş 3 koyundan biridir.
Bulunduğu yer ve konumu ile ovaya benzediği için bu ismi alan belde, çevresinde yer alan pansiyon, lokanta ve 650 metrelik kumsalı ile şirin bir yerdir. Datça merkeze 15 kilometre uzaklıkta bulunan, çocuklu aileler için güven veren bir konumda olan Ovabükü, denizinin güzelliği ile de yarımadanın parmakları gösterilen koylarındandır.

Bördübet Koyu

Çam ormanlarının derinliklerine doğru sıradan bir yolculuk yaparken karşınıza Bördübet Koyu çıktığında, birden cennetin yolunu bulduğunuzu düşüneceksiniz.Yörenin yerlilerine göre zamanında bu koya saklanan İngiliz askerleri bu bölgenin kuşlarının fazlalığını ve çeşitli güzellikleri karşısında bird the bed ismini vermişlerdir. Bir kilometrelik bir kıyıya sahip olan Bördübet Koyu, sessizliğin anavatanı gibidir. Burada yörenin insanlarından başka birilerini görmeniz zordur. Bakir kalmış bu koyda tatil yapmak, hayatınızdaki birçok karmaşadan sıyrılıp sadece kendinizi dinlemek demektir.

Bencik Koyu

Datça’nın birbirinden güzel koyları, yerli turistler kadar yabancı turistlerin de ziyaret durakları arasında…
Datça otel fiyatlarını araştırdıktan sonra otellerin birinde rezervasyonunuzu yaptırdıysanız ve yakın bir tarihte tatilinize başlayacaksanız eğer, bölgedeki gezilecek yerlerin bir listesini hazırlamayı unutmayın.
Datça otellerinin birinde konakladığınız günlerde, bir liman özelliği taşıyan Bencik Koyu’nu keşfe çıkabilirsiniz. Bencik Koyu, Gökova Körfezi ve Hisarönü Körfezi’nin arasında kalıyor. Koydan yapacağınız yarım saatlik bir yürüyüş sizleri Bördübet Koyu’yla buluşturacak. Bencik Koyu’nda oturup dinlenebileceğiniz bir tesis de bulunmakta. Datça’nın huzurlu atmosferinde gelen misafirlerini ağırlayan Bencik Koyu, sahip olduğu temiz deniziyle sizleri bekliyor.

Kargı Koyu

Mükemmel bir koy, deniz çok güzel inanılmaz berrak… Cırcır böceklerinin sesleri arasında denizin keyfini çıkarabiliyorsunuz. Plaj işletmeciliği de bir o kadar mükemmeldi. Kahvaltısına doyum olmuyor. Hamaklarda uzanıp kitabınızı okuyabiliyor, ağaçların altında serinleyip tavlanızı oynayabiliyorsunuz. Dedim ya kahvaltısına doyamıyorsunuz diye, mezeleri de bir o kadar lezzetliydi.Ha bu arada oraya ait bir ördek siz kahvaltı ederken kokusunu alıyor ve yanınıza gelip sizden yemeğinizi onunla paylaşmasını istiyor. 🙂 Personelinin güler yüzü, sıcakkanlılığı da sizi oraya biraz daha bağlıyor… Datça’ya gidiyorsanız Kargı Koyu’nda denize girmelisiniz.

Mavi Bayrak

Türkiye Çevre Eğitim Vakfı’nın verdiği ve alınması için 27 maddelik kuralı olan Mavi Bayrak ödülü; Türkiye’nin 314 plajına verilmiştir. Dünya sıralamasında en temiz plajlar arasında üçüncü olan Türkiye tatil yerlerinin en vazgeçilmez ülkeleri arasında. Uluslararası verilen bu ödül 44 ülkede verilmektedir.
Yaz aylarında iklim koşullarımızdan dolayı birçok turisti çeken ülkemizde bulunan Mavi Bayraklı plajlarımız; Antalya (Çalkaya), Antalya (Muratpaşa), Aydın (Didim), Aydın (Kuşadası), Balıkesir (Ayvalık), Çanakkale (Ayvacık), Tekirdağ (Şarköy) ve adını sayamadığımız diğer tatil yörelerimiz olarak ödüllerini almışlardır. Güvenilir bir şekilde denize girebileceğiniz cennetin birer parçaları olan bu yerler harika tatil fırsatları sunuyor sizlere.

Datça Yarımadası

Çok eski bir yerleşim alanı olan Datça Yarımadası, yaşamı boyunca birçok medeniyete ve ülkelere bağlanmıştır. M.Ö. 2000’li yıllara dayan tarihinden birçok kültüre ev sahipliği yapmış ve hala bölgede araştırma yapılmaktadır. 28 kilise kalıntısı dini bir kökene sahip olduklarının bilgisini de rahatlıkla veriyor. Eskiden “’Reşadiye Yarımadası”’ olarak da biliniyordu.M.Ö. 1100 yılında Dorlar’ın hakimiyetine girmiş ve o dönemde Dorlar altı şehir kurmuştur. Ardından Persler, Atinalılar ve Romalıların egemenliğine girmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyetine de giren Datça, günümüzde Muğla’ya bağlı bir ilçedir. İşte bir tatil seçeneği daha. Çok medeniyet, çok insan ve çok kültür tanımış bu yarımadayı tatil geçirmek için tercih edebilir ve bu tarihi kalıntıları ziyaret edebilirsiniz. Gittiğiniz zaman buranın en lezzetli üç tadı olan; bal, badem ve balığın tadını çıkarmayı unutmayın.

Gökova Körfezi

Ege Bölgesi’nin kıyılarında yer alan Gökova Körfezi, Kerme Körfezi olarak da bilinir. Bodrum ve Datça Yarımadası’nın arasında yer alan bu körfezin en büyük adası Karaada olmak üzere; İncirliada, Gelibolu Adası, Sedir Adası ve Orak Adası önemli adaları arasındadır.Tarihi kalıntılarının fazla olmasıyla bilinen Gökova Körfezi, güneydoğu kıyılarıyla ülkemizin en girintili çıkıntılı olan kesimidir. İlkçağdan kalan ve şu an Milas’ta olan Keramos Kenti en önemli tarihi kalıntılarındandır. Bu körfezde tatil yapmak oldukça ilgi çekici ve keyiflidir. Deniziyle, kumuyla, birbirinden güzel koylarıyla eşsiz bir mavi yolculuk yaşayabilirsiniz. Gökova körfezine nakış nakış işlenmiş bu koyları teker teker gezdiğinizde hiç birinden ayrılmak istemeyeceksiniz ve unutulmaz bir tatilin tadını doyasıya çıkaracaksınız.

Datça, Palamutbükü, Apart, Cebeci Evleri